Category Archives: Blog

Ana Sayfa »  Blog

Kabul etmek Sevgim o akşam uzun bir süre sonra lise arkadaşları ile buluşmak üzere Nişantaşı’nda bir lokale gidiyordu. Arabayı sürerken tanıdık tanımadık bir sürü insanla bir arada olacağı için sevinirken, bir yandan da densizlerin olmaması için dua ediyordu. Aslında tam vaktinde lokale gelmişti, ama bir türlü park yeri bulamıyordu. Geç kalmamak adına istemeye istemeye arabasını valeye verdi ve telaşla adama dikkatli olmasını tembih ederek lokalden içeri daldı. Paltosunu vestiyere verip üst kata çıktı. Şöyle bir etrafa baktı, henüz tanıdık hiç kimse yoktu. “Boşuna acele etmişim” diye geçirdi içinden. İçecek bir şeyler almak için bara yöneldi. Ne içeceğini düşünürken vakit kazanmak için barmene  “İyi akşamlar, ne içmemi önerirsiniz” diye kibarca sordu. Barmen önüne eğik başını hiç kaldırmadan gözlerini Sevgim’e çevirerek “Ne bileyim ben!” diye küstahça bir yanıt verdi ve işine devam etti.  Sevgim biraz bozuldu, ama belli etmemeye çalışarak “Hayır karar veremedim de, belki bir fikir verirsiniz diye düşünmüştüm” dedi. Garson […]

Meraklı Komşu Monika Farklı kültürlerin insanları da farklı oluyor, ama bazı davranışlar evrenselmiş. Bunu yirmi bir yıl yaşadığım İsviçre’de farklı örneklerle, yaşayarak anladım. Bunlardan biri de aynı apartmanda oturduğumuz alt kat komşum Monika’ydı. Monika o zamanlar 35 yaşlarında, kısa sarı saçları olan, sıhhatli alman çocuğu görünümünde pembe yanaklı bir İsviçre köylüsüydü. Kocası Bruno ve iki çocuğu ile on iki dairelik apartmanımızda üçüncü katta tam bizim alt katımızda oturuyordu. Monika’nın kızı Priska benim kızımın en iyi arkadaşıydı. Sık sık Priska bize gelir, Selin de onlara giderdi. Selin her defasında eve geldiğinde Monika’nın ona bir sürü soru sorduğunu söylerdi. Çok meraklı olduğunu herkes bilirdi. Oğlu Andy ise o zamanlar henüz bir yaşlarındaydı. Küçük çocuğu olan Monika ev kadınıydı. Hep pantolon giyer,  asker gibi yürürdü, Birkenstock terlikleri ise Monika’yla bütünleşmiş, adeta vücudunun bir parçası gibiydi. Güleç yüzü onun kadın olduğunun tek belirtisiydi. Monika bizim oturduğumuz çevredeki herkesi tanıyor ve kimin ne yaptığını sıkı […]