Transformasyon

Ana Sayfa »  Diğer Çalışmalar »  Transformasyon

Aslında hepimiz sadece sevmek ve sevilmek istiyoruz. Elimizde olmadan aslında hiçbir zaman yapmayacağımızı düşündüğümüz olumsuz bir şeyler yapıyoruz ve bunu neden yaptığımızı anlayamıyoruz…Veya elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz ve yine de olmuyor … Peki ama neden? Bu hep böyle mi devam edecek? Hayır, devam etmek zorunda değil, eğer isterseniz değişebilir.

Transformasyon Metodu kendimizde bu değişimi gerçekleştirebilmemizi sağlayan içsel bir çalışma tarzıdır.

Benim yaptığım çalışmada kişinin hücre bilincinde kayıtlı olan olumsuz düşünce modellerini olumluya çevirerek değişimi gerçekleştirebiliyoruz.

Bu olayı gözümüzde canlandırabilmek için insanı bilgisayara ve evrene benzeterek bir tanımlama yapmak istiyorum.

İnsan aynı bir Bilgisayar gibi hardware ve software den yani maddi ve manevi vücuttan oluşur.

İnsan aynı zaman da makro ve mikro kozmos gibidir, yani insan vücudunda on trilyondan fazla hücre vardır, evrenin ise hesaplanamayan bir büyüklüğü…

Bilgisayara program yüklediğinizde ve enerji verdiğinizde çalışmaya başlar, insan da öyledir. Ruhu ve enerjisi olduğunda işler…

Her bilgisayara yüklenmiş bir program vardır, ancak zaman içersinde çıkan yeni programlar nedeniyle programları güncellememiz gerekir veya virüs gelmiş ise bunlardan arınmak gerekir, ki bilgisayarımız işe yarayarak çalışsın…

İşte insanın durumu da aynen böyledir, yaşarken etrafımızdan negatif etkiler alırız veya “software” imizde doğru çalışmayan bir şeyler olur. Bunlardan arınmamız veya negatiften pozitife değiştirmemiz, yani transforme etmemiz gerekir.

Gelelim makro ve mikro kozmos olayına…

İnsanın içi mikro, dışı da makro kozmostur ve her ikisinin işleyişi de birbirinin aynıdır.

Dışarıda gelişen olaylar aslında bize içimizde olan sorunlarımızı yansıtır.

Bunu daha iyi anlayabilmek için Eflatun’ un (Platon) Cehennem kuramını kullanarak ışık yolculuğumdaki deneyimimi Sizlerle paylaşmak istiyorum.

İnsanlar elleri kolları kelepçeli olarak bir mağarada yaşarlar.

Bir yarıktan ışık gelmektedir ve gelen bu ışık nedeniyle insanlar duvarlarda kendi gölgelerini görmektedirler.

Fakat bu gölgelerin başka varlıklar olduğunu zannettikleri için gölgeler hareket ettikçe korkmaktadırlar.

Korktukça daha çok hareket etmekte,hareket ettikçe gölgeler daha çok hareket etmekte ve böylece korkuları gittikçe artarak yaşamaktadırlar.

Günlerden bir gün bir tanesi kendini kelepçelerden kurtarır ve ışığın geldiği yerden yer yüzüne çıkar, işte bu aynı benim ışığa gitme olayımda olduğu gibi bir şey…

Fakat çok uzun süre karanlıkta yaşamış olduğundan gözleri ışıkla temas edince inanılmaz bir acı çeker, hatta kör olur. Bu acıya tahammül edipte gözleri ışığa alışınca gerçeği görür ve anlar ki, aslında aşağıda korkulacak hiçbir şey yoktur.

İşte yaşamımız da böyledir, etrafımızda bizi kızdıran, korkutan, üzen kısacası negatif hisler yaratan her şey aslında bize kendi içimizde ki bilmediğimiz olumsuz düşünce modellerimizi ve korkularımızı yansıtır.

Transformasyon metodu ile bu olumsuzlukları olumlu düşünce modellerine çevirebiliyoruz ve etrafımızdaki olaylar da bu şekilde değişiyor…

 İçimizdeki çocuk

Gözlerimizi kapıyoruz ve derin nefes alıp veriyoruz. Her biriniz kendi için en uygun ritimde sevginin ışığını içine çekiyor. Düşünceler gelip gidebilir. Bunları bir kenara bırakın ve sadece nefes alarak sevgiyi içinize çekin ve her nefes verişte günlük sıkıntıları dışarı atın. Nefes alın ve verin; alın ve verin.

Şimdi bir kaydırağın önünde duruyorsunuz. Derin bir nefes alarak kendinizi kaydıraktan aşağı bırakıyorsunuz ve inebildiğiniz en derin noktaya kadar kayarak iniyorsunuz.

Derin bir nefes daha alıyorsunuz ve kendinizi yemyeşil bir çayırda buluyorsunuz.

Parıldayan güneşin ışınlarını teninizde hissediyorsunuz. Doğanın canlı renklerini algılıyorsunuz. Etraf çok güzel.

Çayırda süzülürcesine giderken, her nefes alıp verişte günlük yaşamın tüm sıkıntılarını, kaygı ve korkularını geride bırakıyorsunuz.

Önünüzde bir ev beliriyor ve kapının önünde duruyorsunuz. Kapı açılınca boş bir odaya gireceksiniz. Odanın ortasında bir sandalye ve sandalyenin üzerinde bir çocuk oturuyor olacak.

Şimdi kapı açılıyor ve Siz bu odaya giriyorsunuz. Artık en derin benliğinizdesiniz.

Şimdi çocuğa doğru gidiyorsunuz ve ona iyice bakıyorsunuz. Kafanızda bir resim oluşturup bu resme dikkatlice bakıyorsunuz. Çocuk gülüyor mu, Ağlıyor mu, dik mi oturuyor, iyice bakıyorsunuz.

Çocuğa iyice baktığınızda lütfen elinizle işaret verin!

Çocuğa bakın ve “Sen kusurlusun” deyin. Bu sözleri duyunca çocuk ne yapıyor? Sonra “Sen yeteri kadar iyi değilsin” deyin ve çocuğun gösterdiği reaksiyona iyice bakın. Ve sonra: “ içinde olduğun bu halde seni sevebilir miyim, bilemiyorum” deyin, hatta “Seni hiç sevmiyorum” deyin ve yeniden çocuğun ne reaksiyon gösterdiğine iyice bakın.

Çocuğun reaksiyonunu iyice gördüğünüzde bana işaret verin!

Şimdi çocuğa tekrar bakın ve “Seni Seviyorum” deyin. “Seni olduğun gibi seviyorum ve sen mükemmelsin” deyin. Çocuğa tekrar bakın ve reaksiyonlarına dikkat edin. “Sen çok güzelsin” deyin.

Şimdi her biriniz kendinizle en derin şekilde bağlantıdasınız. Şahsi olmayan her şey bir kenara çekildi ve her biriniz kendinize tamamıyla eriştiniz.

Çocukla sohbet etmeniz için sizlere biraz vakit vermek istiyorum. Bir şeye ihtiyacı var mı? Sizden her hangi bir şey istiyor mu veya Size bildirmek istediği bir şey var mı? Lütfen çocuğu çok dikkatli dinleyin.

Yeteri kadar sohbet ettiğinizde bana elinizle işaret verin!

Şimdi çocuğa:” Seni gördüm ve sana çok nazik ve sevgi dolu davranacağım. Mutlu, huzurlu ve sağlıklı olman için ihtiyacın olan her şeyi vereceğim.“ deyin. Eğer mümkünse çocuğa sarılın ve sevginizi hissettirin. Öpün, koklayın, saçlarını okşayın.

Sevginizi yeteri kadar gösterdiğinizde bana elinizle işaret verin!

Sevginizi yeteri kadar gösterdikten sonra çocuğa veda edin ve veda ederken de “tekrar geleceğim” deyin.

Şimdi derin bir nefes alın ve gerinerek ve esneyerek buraya geri gelin!

Burada önemli olan kendimize nasıl davranıyorsak ruhumuza da aynı davrandığımızı anlamak. Kendimizin yetersiz olduğumuzu zannettiğimizde veya güzel olmadığımızı düşündüğümüzde bunların hepsini bilinçaltımıza ve öz benliğimize söylemiş oluyoruz ve bilinçaltımız da buna inanıyor. Ruhumuzun bizim için çok özel ve şahsi olduğunu anlamamız çok önemli. Bunu anlayıp kendi benliğimiz ile direk iletişime geçmemiz çok önemli. Bilinçaltın senin tüm düşünce ve duygularına reaksiyon gösterir. Kendine karşı daha kibar, daha dostane ve daha sevgi dolu olmaya başla. Kendine karşı daha saygılı ve dikkatli davran. Etrafındaki herkese yardım ediyorsun, saygı ve sevgiyle davranıyorsun. Aynısını kendin için de yapıyor musun? İlk öce kendine en iyi şekilde davranmaya hazır mısın? Yoksa önce diğer insanlar, vakit kalırsa kendine mi zaman ayırıyorsun? Kendine ne kadar dikkat ve saygı gösterirsen, diğer insanlara da o kadar saygı gösterebilirsin. Kendini ne kadar çok seversen, diğer insanları da o kadar çok sevebilirsin. Bazen tüm bunları önce kendin için yapmak sana çok zor geliyor.

Önemli Uyarı: Transformasyon çalışması tıbbi tedavi yerine geçmez. Sağlık sorunlarınız için lütfen doktorunuza başvurunuz!

facebooktwittergoogle_pluslinkedin

Yorum Yaz

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>