1-BLOG RESİM UYANMAK

UYANMAK

Sheakespeare “en mutlu düşten daha mutludur uyanmak“ demiş, bana göre uyanmak için, önce uyumak lazım.

Uyku, kişinin bilinçli olarak yaşamını yönlendirememesi hali olarak tanımlanmaktadır. Bu durumda kişinin bilinçli bir şekilde hayatını yönlendirebilmesi için uyanması gerekir.

Spritüal öğretilere göre insan yeryüzüne tekâmül etmek için gelir. Bunu gerçekleştirebilmek için de, önce dünyada bulunuş amacını tamamen unutması, yani uyuması gerekir, ki madde ortamına geldiğinde ruhsal şuur zaten kapanır. Böylece dünyaya gelmeden önce öte alemde yaptığı plânla ilgili hiçbir şeyi doğduktan sonra hatırlamaz ve maddenin çekiciliği ile egosu doğrultusunda yaşamaya başlar, egonun tatmini için ne gerekiyorsa onu yapar. İlâhi yasa gereği insanın karşısına, zaman zaman kendi yansımasını görebileceği imkanlar çıksa da, maddenin cazibesi onları görmesini engeller.

Ancak hayatın bir yansıma olduğundan harekete ederek, uyuyarak geçirilen bir ömürde uyanmaya hazır olanlar, sınırları zorlayan zor olaylar ve mutsuzluk karşısında düşünmeye başlar ve yaşamında değişiklik yapmak ister. İşte o zaman uyanış için ilk adım atılmış olur.

Bu adım atıldığı andan itibaren, insanın karşısına kendini tanımasına yardımcı olacak kitaplar, insanlar ve olaylar çıkmaya başlar. Bu yarı uyanık hal içerisindeyken ego ve spritüalliği bir arada yaşar, kendiyle kavga eder ve tam uyanabilmek için egodan kurtulmaya çalışır.

Böylece evrensel kanunların ışığında bencillikten uzaklaşarak değişim ve dönüşüm geçirmeye başlar. Zamanla, hoşgörülü ve sevgi dolu bir insan haline gelir. İçsel arınmanın ve bilgilenmenin getirdiği bu idrak ve farkındalık insanı bütüne hizmet etmeye götürdüğünde de uyanmış olur.

” Platon “Devlet” adlı eserinde “uyanmış” kişi ile “uyuyan” kişi arasındaki farkı mağaradan çıkış sembolizmiyle şöyle açıklamıştır:

Derin bir mağaranın dibinde, çocukluklarından beri ayak ve boyunlarından zincirlenmiş halde insanlar yaşamaktadır. Bunlar “uyuyanlar” sayılan kimselerdir. Mağaranın girişine sırtları dönük olarak zincirlenmiş olan bu insanlara ışık arkalarından geldiğinden ve zincirlenmiş boyunlarını çeviremediklerinden ışığı doğrudan görememektedirler. Yalnızca önlerine bakabilmekte ve ancak ışığın duvara yansıttığı kukla türünde gölgeler görebilmektedirler. Gün ışığına çıkmadıkça “hakikatler”i göremeyecek olan bu kimseler, ancak objelerin mağara duvarına yansıyan gölgelerini görebilmekte ve bu gölgelere bakarak, o objeler hakkında yalan yanlış birtakım yorumlarda bulunmaktadır. Hakikatleri görebilmek ancak zincirlerden kurtularak mağaradan gün ışığına çıkmakla olanaklıdır. Kısaca, “uyanış” mağaranın dışına çıkıştır; uyanabilmiş olanlar mağaranın dışında, gün ışığı altında objeleri hakikatte oldukları şekliyle görmektedirler.” ALINTI

Herkese hakikate ulaşarak uyanabileceği, mutlu, huzurlu ve rengarenk bir hafta dilerim, sevgilerimle

facebooktwittergoogle_pluslinkedin

Yapılmış Yorumlar Var:

  1. FATOŞ KOÇ says:

    Yazınız ilgimi çekti çünkü bu dünyaya geliş amacımi hep merak ediyorum henüz bilmiyorum ama bulacağıma inanıyorum. Güzel bir yazıydi teşekkür ederim.

Yorum Yaz

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>